Nefret söylemi birliğimize tehdit

Home » Türkçe » Basından » Haberler » Nefret söylemi birliğimize tehdit

Nefret söylemi birliğimize tehdit

Gazeteciler ve Yazarlar Vakfı linç kampanyaları ve nefret dili nedeniyle yaşanan endişeyi kamuoyu ile paylaştı. Nefret dilinin demokrasi, insan hakları ve özgürlükler adına kaygı verici boyuta ulaştığını belirtti. GYV Başkanı Mustafa Yeşil, bu durumun ulusal birliğimizi tehdit ettiğini vurguladı.

Onursal Başkanlığını Fethullah Gülen’in yaptığı Gazeteciler ve Yazarlar Vakfı son dönemde Hizmet Hareketi’ne karşı yapılan ağır eleştirilerin geldiği noktayı konu alan bir açıklama yaptı. İktidar adına konuşan bazı siyasilerin nefret dilinin kendisi gibi düşünmeyen tüm kesimleri ötekileştirmekle kalmayıp şeytanlaştırdığına vurgu yapıldı.

Yapılan açıklamada kullanılan nefret dilinin demokrasi, insan hakları ve özgürlükler adına kaygı verici bir boyuta ulaştığına dikkat çekildi. Bu durumun ulusal birliğimizi hiç olmadığı kadar tehdit ettiği kaydedildi.

Gazeteciler ve Yazarlar Vakfı Başkanı Mustafa Yeşil, kullanılan nefret dili ve ağır eleştirilerin muhafazakar tabanda, yakın tarihimizde benzeri görülmemiş şiddette bir ayrışmaya yol açtığını söyledi.

Yaşananların uzun yıllar devam edebilecek toplumsal bir paranoyanın kapısını açtığının altını çizen Yeşil, “Son dönemde ülkemizde toplumumuzun uzun yıllar boyunca ağır bedeller ödeyerek inşa ettiği demokrasi ve çoğulcu atmosfer, kısa vadeli siyasi kazançlar hesabına örselenmektedir” şeklinde konuştu.

Kaygı verici gidişat

GYV Başkanı Mustafa Yeşil demokrasilerin vazgeçilmezi olan basın özgürlüğünde kaygı verici bir gidişatın söz konusu olduğunu kaydetti. Ülkelerin basın özgürlüğü sicilini ölçen uluslararası kuruluşların 2014 yılı raporlarında Türkiye’nin ‘medya alanında özgür olmayan ülkeler’ statüsüne düştüğünü hatırlatan Yeşil şöyle devam etti:

“Anayasa Mahkemesi’nden medyaya, iş dünyasından insan hakları örgütlerine kadar farklı ve eleştirel görüşler dile getiren tüm kişi ve kurumlar hedef alınarak itibarsızlaştırılmaktadır. Bir süredir bu kara propaganda kampanyasının hedefindeki toplum kesimlerinden biri de Hizmet Hareketi’dir.

Bizzat Başbakan Recep Tayyip Erdoğan, bazı kabine üyeleri ve hükümete yakın medya organları tarafından Hizmet Hareketi’ne yönelik linç kampanyası, çoktan nefret söylemi düzeyini geçmiştir.”

Hukuk askıya alınıyor

Yeşil, farklı düşünenlerin iktidar imkânları ve devlet gücü de kullanılarak vatana ihanet ve darbe söylemleriyle suçlandığını vurguladı. Yeşil, “Siyasi hedef ve çıkarlar için yürütmenin gücü kullanılarak hukuk askıya alınmaktadır” diye konuştu.

Namus borcu

Başbakanlık ofisine böcek konulduğu ve Dışişleri Bakanlığı’ndaki Suriye toplantısının dinlendiği iddialarıyla alakalı olarak Yeşil, “Ortaya konulmuş hiçbir delil yok. Devletin en mahrem görüşmelerini dinleyen ve sızdıranların yanı sıra görevini ihmal ederek bu zaafı oluşturanlardan da hesap sorulması hükümetin namus borcudur” ifadelerini kullandı.

Şantaj algısı

Yeşil kaset iddialarıyla ilgili şunları söyledi: “Genelkurmay Başkanı’na, Anayasa Mahkemesi’nden eski bakan ve iş adamlarına birçok insanın dinlendiği veya kasetinin bulunduğu Başbakan tarafından iddia edilmektedir.

Erdoğan’ın bu iddiayı destekleyen delilleri muhataplar ve yargıyla paylaşmaması başka türlü bir şantaj algısı oluşturmaktadır. Baykal ve MHP kasetlerinin siyaseti dizayn etme yönünde kullanılması ve bir türlü aydınlatılmaması da bu konudaki kaygıları güçlendirmektedir.”

Mağduriyetler darbe dönemlerini aratır hale geldi

Dünyanın 126 ülkesinde faaliyet gösteren Türk okullarıyla ilgili de Yeşil şu ifadeleri kullandı: “Milletimizin dünyadaki gururu ve en önemli küresel markası olan Türk Okullarını karalayarak kamu imkânlarıyla kapattırma çabası, öğretmenlerine yaşatılan mağduriyet, Hocaefendi’nin akıl dışı gerekçelerle iadesinin istenmesi, hizmete gönül veren işadamlarının baskı altına alınması ve Erdoğan’ın “Bunlara su bile yok” tehdidinin arkasından yaşanan boykot ve mağduriyetler darbe dönemlerini bile aratır hale gelmiştir.”

Gerçeği ters yüz etmek

Yolsuzluk ve rüşvet soruşturmasının, hukuk usulü içinde ve meri kanunlar çerçevesinde yargının gerçekleştirdiği bir süreç olduğuna işaret eden Yeşil, “Şayet usul ve esasa ait yanlış ve eksikler varsa bunların denetimi hukuk sistemi içinde mümkündür.

Dört bakanın istifa ettirildiği ve Yüce Divan’a gönderilmesinin gündemde olduğu bir ortamda; iddialara cevap vermek ve yargının işini yapmasına yardımcı olmak yerine, hukuk çerçevesindeki bir soruşturmayı darbe girişimi gibi sunmak gerçeği ters yüz etmektir.

Muhaberat devleti

Ortada bir darbe var ise bu 17 Aralık sonrası yaşananlar yürütmenin yargıya müdahalesi, hukukun siyasallaştırılması, medyanın baskı altına alınıp sosyal medyanın yasaklanması, özgürlüklerin kısıtlanarak ülkenin adeta muhaberat devletine dönüştürülmesidir” ifadelerini kullandı.

Mesnetsiz komplo

Yeşil ‘ajanlık, casusluk’ gibi mesnetsiz komplo teorileriyle Camia’nın günah keçisi haline getirilmesinin izan ve insaf dışı olduğunu vurguladı. Delilsiz ‘kanaat, his ve algılarla’ yapılan iftiraların amacının yolsuzluk soruşturmalarını sonuçsuz bırakmak olduğunu kaydetti.

İade için delil ve gerekçe yok

Mustafa Yeşil, Başbakan Erdoğan’ın Hocaefendi’nin iadesi açıklamasını şöyle değerlendirdi: “Hakkında hiçbir soruşturmanın olmadığı bir dönemde Başbakan’ın böyle bir ifade kullanması, vahim olduğu gibi muhtemel bir soruşturma sürecinin ne kadar siyasi olacağının da kanıtıdır.

Yargılandı, beraat etti

Kaldı ki Hocaefendi, daha önce değişik iddia ve iftiralarla yargılanmış ve beraat etmiştir. Hukuk ilkeleri açısından iadesini gerektirecek ve uluslararası nitelikte kabul edilebilecek hiçbir gerekçe ve delil bulunmamaktadır.

Hizmet Camiası; ABD’nin de dâhil olduğu yaklaşık 160 ülkede eğitim faaliyetleri göstermektedir. Bütün bu faaliyetlerin bir devletin, bir kültürün veya bir gizli servisin güdümünde yapılıyormuş gibi gösterilmesi fedakâr gönüllüler başta olmak üzere bütün bu ülkelerdeki, farklı din, dil, etnik köken ve kültüre sahip Hizmet Hareketi dostlarına hakaret ve bühtandır.

Yanlış hesap yargıdan döner

Bir TV kanalında Hocaefendi’nin vaazlarının yasaklı listeler içinde sunulmasına da değinen Yeşil, “Bu kadar pes basit yorumlar yaparak gazetecilik bu kadar ayağa düşürülmemeli. Bunun bir izahı yok” dedi. Yeşil “Unutmamak lazım yanlış hesap Bağdat’tan döner. Yanlış hesap yargıdan döner. Sayın Gülen’in kasetlerinin yasaklanması demek bu ülkede konuşulan kişilerin konuşmaması mecburiyetini getirir” diye konuştu.

Ameliyat sözü Başbakan’a ait

Yeşil, ‘cemaatlerin Hocaefendi ile görüşmediğini belirterek, “Ameliyat başladı, ilaçla tedavi olmaz’ kavramı asla Hocaefendi’ye ait değil. Bu sözün Başbakan’a ait olduğunu biliyoruz” dedi.

Share:

More Posts

Send Us A Message