
Fethullah Gülen Hocaefendi, kin ve nefretin körüklenmemesini istedi. “Bir hak arama meselesi hiç yoktur derseniz, oradaki bazı masum insanları, masum istekleri de görmezden gelirsiniz” diyen Gülen, en küçük gaile ve badireleri dahi büyük görüp, akıllıca üzerine yürünmesi gerektiğini vurguladı.
Fethullah Gülen Hocaefendi, Gezi Parkı olaylarıyla ilgili konuştu. Herkul.org adlı internet sitesinde yayınlanan sohbetinde Gülen, “Yangın ve savaş siz başlatsanız bile arzu ettiğiniz yerde durmaz. Nerede duracaksa orada durur. Mesele küçükken söndürmeye bakın” dedi. Fethullah Gülen’in Gezi Parkı olaylarına ilişkin dikkat çektiği hususların satırbaşları şöyle:
İhmal ettiğimiz nesiller
“Gördüğünüz gibi problemlerle başa çıkamıyoruz. Bir yerde bir haksızlığı bastırmak için 50 türlü haksızlık yapıyoruz, 50 türlü zulme giriyoruz. Kinleri, nefretleri körüklüyoruz.
Birileri niye vuruyor, niye zayiata sebebiyet veriyorlar? Öyle bir mantıksızlık, gayri insanîlik alıp gidiyor. Şimdi ‘Bütün bütün böyle bir hak arama meselesi hiç yoktur!’ derseniz, oradaki bazı masum insanları, masum istekleri de görmezlikten gelirsiniz. Bir kere başta, biz onları ihmal etmişiz. Onlar bizim ihmalimizin meydana getirdiği nesillerdir.
Onların bazı makul istekleri vardır. Hakikaten ‘Bir park. Belki orada öyle ağaçları sökülmemeli; insanların gezisine müsait hal, o durum, o tablo korunmalı!’ diyebilirler, öyle değerlendirebilirler. Fakat sonra bunu yaparken, orada denge korunamayabilir. Bu defa kendileri yeşili öldürürler.
“Kabahat kimde?”
Suriye’de, Irak’ta kıyamet kopuyor umurlarında değil. Fakat Türkiye bölgede muvazene unsuru olma durumunda, belirli yere gelmiş bir devlet. İşte o masum isteklerin içte bazı kimseler tarafından istismarı, belli ideolojilere kurban edilmesi; başkalarının da bu meseleyi kendi hesaplarına derinlemesine değerlendirmeleri bizim gafletimiz, cehaletimiz; başkalarının uyûn-u sâhire şeklinde, hiç uyumayan gözler şeklinde bizi bir kere daha kündeye getirme adına gayretlerine, zemin oluşturuyor.
Kabahat bu meselelere karşı umursamazlık içinde bakan, her şeyi hafife alan, ‘şuydu, buydu’ deyip geçiştirende mi? Yoksa sokakları bir yönüyle harp meydanlarına çeviren insanlarda mı? Yoksa bütün bunların kabahati, sistemde mi? Bizim iyi nesiller yetiştiremeyişimizde mi? O zaman sistemin gözden geçirilmesi lazım.
Düşüncelerimizi gözden geçirmemiz lazım. Şayet kendimizle şimdi yüzleşmezsek, hesaplaşmazsak, altından kalkamayacağımız hesaplarla karşı karşıya kalırız.” “Yangın ve savaş, siz başlatsanız bile arzu ettiğiniz yerde siz onu durduramazsınız. O nerede duracaksa gider orada durur. Bu açıdan mesele küçükken bir mangal koru, közü halindeyken onu söndürmesini beceriyorsanız orada söndürmeye bakın.
Yoksa bir alanı aldığı zaman bazen üstesinden gelemezsiniz. İlim yuvalarına bombalar atılıyorsa, en masum insanlar öldürülüyorsa, birileri gaz bombalarıyla boğuluyorsa kör ediliyorsa şayet. Bazı kimselerde arka planıyla bunu görmüyorsa, görmeme körlüğü sergiliyorsa, göremiyorlarsa, yangın büyür.
“Hafife almayın”
En küçük gaileleri, badireleri çok büyük görmek lazım; akıllıca üzerine yürümek lazım. Bir karınca istilasına maruz kalmışsanız, karınca deyip geçmeyin. Karınca istilasıdır bu; sizin yağ çanaklarınıza, bal çanaklarınıza kadar girerler, zehir taşır ve kirletirler oraları; hafife almayın. Olumsuzluğu hafife almak, zihni muhakemenin hafifliğinden kaynaklanır. Her şeyi olduğu gibi görmek çok önemlidir.
O zaman isabetli projeler, planlar ortaya koyma imkanı doğar. Şahsımıza ihanet olsa, bir cinayet olsa umursamazlığa girebiliriz. Fakat amme hukuku diyebileceğimiz, İslami hukuk sisteminde amme hakkı Allah hakkı demektir. İşte ona ihanet etmeye, ihanet edilmesine göz yummaya hakkımız yoktur.
Meselenin dipten ele alınmasına çerik çürük hale gelmiş, enkaz halindeki bir neslin yeniden elden geçirilmesine, restorasyona tabi tutulmasına Hz. Pir’in ifadesiyle; asırlardan beri rehnedar olan, harap olan bir kalenin tamiriyle mükellefiz.”








