Hocaefendi Hakkında Yapılası Beş Doktora

Home » Türkçe » Basından » Köşe Yazıları » Hocaefendi Hakkında Yapılası Beş Doktora

Bir tespit

Geçtiğimiz birkaç ay içinde Fethullah Gülen Hocaefendi ve Gülen Hareketi hakkında The Muslim World dergisinin yayınladığı özel sayı ve Rice Üniversitesi’nde düzenlenen konferans Hocaefendi’yi de, adıyla anılan hareketi de dünya akademyasının dikkatle izlediğini ortaya koydu.

Ancak her iki çalışmaya da akademik gelenekten çok aksiyoner gereksinim damgasını vurmuştu. Hocaefendi’nin her şeyden önce bir ‘sufi’ olarak vasıflandırılması da gösteriyor ki akademyanın ilgisi henüz analitik düzeye kayamamıştır. Takip eden doktora başlıkları kafa karıştırırsa bilinsin ki, beş doktorayı bir köşe yazısına sıkıştıran adama şefik bir gözle bakmak refikliğin muktezasıdır.

Bir doktora (1)

Hocaefendi’nin söyleminden Gülen Hareketi’nin pratiğine dökülmüş şekliyle ‘adanmışlık’ modernitenin tanıdığı etnik, dini, milli, linguistik gibi temel kimlik kaynaklarına alternatif oluşturabilir mi? Adanmışlık, modernist kimlik çatışmaları karşısında birleştirici olabilmekte midir? (Özürle açıklayayım: Kürt-Türk, Özbek-Türkmen, Kırgız-Tatar kırılma noktaları karşısında harekete bağlılığın sağladığı birleştiricilikten bahsediyorum.) Adanmışlık eğitiminin temel parametreleri nelerdir? Aynı erdem, hareket dışında da yaygınlaştırılabilir mi?

Bir doktora (2)

Gülen Hareketi’nde kadın ön planda olmamakla birlikte bir dizi ‘dişil toplumsal rol’ erkekler tarafından üstlenilmiş ve üstün kabul edilmiştir. Bu hareket Hocaefendi’si helva yoğuran, evlerde kalan talebeleri yemek yapıp bulaşık yıkayan, utangaç, ağlaç, şefik, kucaklamayı seven, dert dinlemeye hazır, anaç tavuk özgünlüğünde diğerkam ve fedakar insanlar yetiştiriyor. ‘Yeni İnsan’ın karakterinde ‘dişil toplumsal rol’ün yeri nedir? Bu Yeni İnsan aileden işyerine, okuldan emekliliğe toplumsal hayatın farklı kademelerinde başarılı olabilmekte midir?

Bir doktora (3)

Fethullah Gülen Hocaefendi’nin Kalbin Zümrüt Tepeleri isimli seri eserinde ortaya koyduğu zühd ve takva boyutlu yaşam, Gülen Hareketi’nde hangi oran ve mekanizmalarla hayata geçirilmektedir? Kalbin Zümrüt Tepeleri’nin ütopya ile proje arasında bulunduğu nokta nerededir? Hocaefendi’nin geleneksel ‘Yeni İnsan’ı Kalbin Zümrüt Tepeleri’nde dolaşmakta mıdır? Yoksa ‘Kendi tarzında bir sufi’den daha ziyade ‘Kendi başına bir sufi’den mi bahsetmekteyiz?

Bir doktora (4) (Çok mühimdir…)

İnsanın Özündeki Sevgi ve Örnekleri Kendinden Bir Hareket eserleri bağlamında Hocaefendi’de insan ve insanın sosyo-kültürel ortam karşısındaki aktif-özne rolünün incelenmesi. Batı felsefesinde önce ‘insan’ın, sonra ‘yazar’ın ve nihayet ‘tanrı’nın ölümüne yol açmış de-konstrüksiyonist saplantı karşısında Hocaefendi’nin insanı tarihin içinde aktif-özne konumuna koyan ‘ümit felsefesi’nin temel parametreleri nelerdir? Bu parametrelerin etik, felsefi ve ontolojik boyutlarından özellikle ontolojik boyutunun (Kaba bir örneklemeyle, yapılan her hizmeti insan olmanın gereği görmenin) öne çıkmasının sebepleri nelerdir?

Bir doktora (5) (Bu çok daha mühimdir. Ama yürek ister.)

Hocaefendi’nin ve Gülen Hareketi’nin bilgi üretme mekanizmaları nelerdir? İslam’ın ve modern bilimin temel bilgi kaynaklarının yanı sıra Hocaefendi’nin öngördüğü bilgi kaynakları var mıdır? Bu bilgi kaynakları arasında bir hiyerarşi öngörülür mü? Akıl, nakil ve vicdan sacayaklı bir bilgi felsefesi Leibnizci salt-akıl, Lockecu salt-gözlem ve Kantçı Kopernik Devrimleri karşısında nereye yerleştirilebilir? Hocaefendi’nin bilgi kaynaklarına getirdiği açılım aynı zamanda metodolojide de kendini göstermekte midir? Hocaefendi sanatı bir bilgi olarak mı yoksa bir mevhibe olarak mı görmektedir? (Bu doktoranın dışında bir şey: Hocaefendi’yi safi-sufi yapmak isteyenler, neden, sözgelimi, Kalbin Zümrüt Tepeleri’ni tuvale dökmeyi düşünmezler?) Estetik (kelimenin felsefi anlamını kullanıyorum), Hocaefendi’ nin bilgi felsefesinde nereye oturmaktadır?

Bir tenkit

Dünyanın dört bir yanında Hocaefendi ve Gülen Hareketi hakkında doktora çalışmaları yapan insanlar tanıyorum. Çoğunluğu tanımlama ve konumlamadan öteye gitmeyen bu çalışmalar, temelde oryantalist-emperyalist akademik gereksinimin bir ‘mevhibesi’ olarak konulur önümüze. Bu çalışmalar lüzumsuzdur demiyorum. Ama bunların Batı üniversiteleri için temel işlevi ‘bilginin efendileri için data toplamaktan’ ibarettir. Bir tür ‘akademik çaşıtlık’… Bundandır ki Doğu hep ‘tasvir edilen, tanımlanan, sınıflandırılan, konumlandırılan, gözlemlenen’ olmuş, onun felsefesi, onun bir analitik derinliği olmamıştır. Fethullah Gülen Hocaefendi’yi ve Gülen Hareketi’ni konu alan mevcut çalışmaların da fazlaca ümit vaat edici olduğu söylenemez. Hocaefendi’nin kaleminden çıkan kitaplarla söyleminden derlenen kitaplar arasındaki ayrımı ifade eden, eserlerinin farklı zaman ve isimlerle yapılan çevirilerini birbirine referanslayan bir bibliyografisinin dahi olmadığı bir ortamda, bilmiyorum fazlaca şey mi bekliyorum? Ama, sözgelimi, Thomas Michel’in The Muslim World’daki makalesinde Kalbin Zümrüt Tepeleri’nin iki ayrı çevirisine iki ayrı kitapmış gibi referansta bulunup, ‘Hocaefendi tasavvufu her iki kitapta da birbirine benzeyen ifadelerle tanımlamıştır’ demesi, bilmem ki onun mu, yoksa Hocaefendi’nin mesajını dünyaya yaymaya çalışan -kırılmasınlar ama tembel- akademisyen talebelerinin mi suçudur!

Share:

More Posts

Send Us A Message