İyilik Yapmak İçin

Home » Türkçe » Basından » Köşe Yazıları » İyilik Yapmak İçin

Rusya’da yeni konulan bir bayram günü kavga çıkardı. Din adamlarının önerisi olan ve resmi tatil günü olarak kabul edilen 4 Kasım “Halkın Birleşme Günü” adını taşıyor.

80 yıldır kutlanan 7 Kasım komünist devrimi kutlama günü de kaldırıldı.

4 Kasım’ın özelliği; o gün bir iyilik yapmanız gerekiyor. Yapılan anket çalışmasında halkın % 75’inin hiçbir bayramın içeriğini bilmediği, sadece tatil diye sevindiği anlaşılmış. Bu araştırmada ortaya çıkan diğer acıklı sonuç; kimsenin kimseye iyilik yapmak istemediği, umursamadığı. Onlar bir gün iyilik yapalım yapmayalım kavgasını sürdürürken, biz ülkemizde Ramazan ayı boyunca iyilik, yardım için çırpınıyoruz. Elbirliğiyle dayanışma sergiliyoruz. Bu ruh iklimini ve değerleri korumayı bilmek ve de dünyaya taşımak gerektiği aşikar. Rusya Müftüsü Ravil Gainutdin Türkiye’de. Bugün Çarlık dönemi ve komünist dönemde verilmeyen dini özgürlüklerin Müslümanlara verildiğini söyledi. İlk kez İslamiyet’in Yahudilik ve Hıristiyanlıkla eşit haklara sahip olduğunu belirtti: “Moskova’daki teravihlerde camiler dolup taşıyor. Herkes Müslüman kardeşlerini iftara davet etmek için yarışıyor. Cuma namazları aksamıyor. Bu sene ilk kez büyük iftarlar da veriliyor dışarıda.” dese de İslami fobinin halk arasında son bulmadığını da anlatıyor. Arapça yazılı bir kitabı elinizde taşımanız kuşku uyandırıcı bulunuyor. Geçen cuma namazında teravih sonrası genç, doktoralı bir imamın camisini 8-9 Rus genci basmış. Cemaati dövmüşler. İmam hastanede ve şimdilik görme yeteneğini kaybettiği biliniyor. Saldırganlar; “Siz İslam’la Rusya’yı ele geçiremeyeceksiniz.” diye bağırmışlar. Neden İslam’a karşı bu insanlar? Bence Rus kilisesi, devlet kanalları ve medya İslam ve Müslümanlar hakkında olumlu bilgi akışı sağlamıyor. Tam tersine gerçek dışı imajlar oluşturuyor. Örneğin medyada Irak Savaşı birbirini öldüren vahşi Müslümanların savaşı olarak veriliyor.

Siyasi boyut ortada yok. Medya kışkırtıcı yayınlar yapıyor. Hâlâ medyanın % 85’i devletin kontrolünde. Ortodoks Kilisesi de iradesini kullanmıyor. Tarihi bakışı da sadece bir dini, milleti yenmek halinde gösteren anlayış barbar, hoşgörüsüz Müslüman imajına yatırım yapıyor. Sonuç: İyilik yapmak istemeyen insanlar.

Pazar gecesi Gazeteciler ve Yazarlar Vakfı’nın iftarının başlığı ise “Evrensel barışa doğru” idi. Barış ve değerler Mevlana gibi Anadolu topraklarından doğacak besbelli. Çünkü Kamboçya, Senegal, Kenya, Nijerya, Bosna, Rusya Federasyonu’ndan gelen öğrenciler yan yana, el ele harika bir tablo çizdi. Nijeryalı öğrenci; “Bu okullar Afrika’nın kara talihini değiştirecek.” dedi. Kırgız öğrenci, dünyanın her yerinden gençlerle Türkçe konuştuk, kaynaştık derken okulları savunduğum için uğradığım bütün hakaretleri, acımasız yargıları ve dışlanmaları unuttum. Türkiye’nin en büyük barış hareketini ve platformunu kuran Fethullah Gülen’e yapılanları da düşündüm; binbir ırktan genç, umut dolu yüzlerinde. Sevgi kültürünün sahibi biz Anadolu makus talihimizi yeneceğiz ve de dünyanın da değerlerine değer katacağız. Sömürülen, savaşla bitap düşmüş ülkelerin çocukları “barış ve sevgi dili” Türkçeyle konuşuyordu. Yunus’u yâd ediyordu: “Sevelim sevilelim”. İlk kez yazdığımda kızılan “Müslüman misyonerler” sözümün ağızlara tanıdık bir lezzet gibi oturmasını izledim.

Osman Baydemir’in sahnede bu çocuklarla yer alması ve birlik, barış mesajı vermesinin anlamı şu: Türkiye’de hiçbir kurum ve siyasi partinin başaramadığı farklılıkların beraberliğini Fethullah Gülen başardı.

Rus medyası gibi yayın yaparak bu ülkede ben dahil birçok insan karalandı, iftiraya uğradı ve çıt çıkmadı. Bugün dünya dönüyor.

“Kalbinin sesine kulak ver ki içinde güller açtığını/yeşillikler büyüdüğünü göresin” diyen Mevlana’ya kulak verdim, yalnızlığıma çare oldu.

Share:

More Posts

Send Us A Message