28 Şubat-Misyonerlik İlişkisine Devam…

Home » Türkçe » Basından » Köşe Yazıları » 28 Şubat-Misyonerlik İlişkisine Devam…

28 Şubat’ın en hararetli savunucuları hiç şüphesiz bazı “sivil toplum kuruluşları”ydı. Ancak bu kuruluşların “sivil”liği sadece kendinden menkuldü. “Türkiye tarihinin en büyük psikolojik harp hareketi”, bu “sivil toplum kuruluşları” ve “medya” ile birlikte kotarıldı.

28 Şubat sürecinde iki vakfın adını sıkça duyduk. Birincisi Çağdaş Yaşamı Destekleme Derneği (ÇYDD). İkincisi ise Çağdaş Eğitim Vakfı’ydı (ÇEV). Çağdaş Yaşamı Destekleme Derneği’nin başkanlığını Prof. Dr. Türkan Saylan, ÇEV’in başkanlığını ise Gülseven Yaşer yapıyordu.

Prof. Dr. Saylan’ın aile fotoğrafı, kimlik bilgileri ne yazık ki çok sonra ortaya çıktı. Hıristiyan bir annenin çocuğu idi. Bunda elbette bir sorun yok. Ama onun asıl niyet ve kimliği, Turkcell’in Güneydoğulu genç kızlar için verdiği bursta anlaşıldı. Çok çocuklu, doğum kontrol yöntemi uygulamayan hiç bir ailenin çocuğu, dindar tek bir annenin çocuğu bu burstan yararlandırılmadı. Dahası bu bursları uygularken kullandıkları kriterlerden dolayı da hem vakıf, hem de Prof. Dr. Saylan soruşturma geçirdi. MİT hazırladığı raporda ÇYDD çatısı altında misyonerlik çalışması yapıldığını ortaya koydu. Bu rapor da basına yansıdı.

Fakat, 28 Şubat sürecinin asıl büyük oyuncusu Gülseven Yaşer’di. Yaşer, ilk defa kamuoyunun huzuruna “Hoca’nın Okulları” kitapçığı ile çıktı. Güya Gülen cemaatine mensup iki öğrenci bir kitap yazmış ve cemaatte yaşadıkları olumsuzlukları anlatmıştı. Ancak daha sonra gelişen olaylarda, hem de televizyon ekranlarında Yaşer, ismini kullandığı öğrenciler tarafından yalanlandı.

“Kurmay gazeteci” Hulki Cevizoğlu’nun programına bağlanan öğrenciler Yaşer’in tüm iddialarının yalanlığını ifşa ettiler. Ardından da Yaşer’e dava açıldı. Ama asıl ilginç olan Yaşer’in bağlantılarıydı. Kamuoyunda sıkı ulusalcı bilinen, hakkında açılmış ya da açılacak olan davalar için adliyelere gelip – giderken, jandarmanın korumasında, gözetiminde dahası arabalarıyla götürülüp – getirilen, el üstünde tutulan Yaşer, doğrusu bu hizmeti fazlasıyla hak ediyordu!

“Ulusalcı ve de misyoner karşıtı” Gülseven Yaşer tüm bunları yaparken, aynı tarihlerde kocası Yaşar Yaşer, Türkiye’deki Amerikan Okulları’nın yönetim kurulunda görev alıyordu. Sağlık Eğitim Vakfı’nın yönetimindeki Yaşar Yaşer’in faaliyet gösterdiği bina neresiydi biliyor musunuz? Yaşer, faaliyetlerini Kitab-ı Mukaddes şirketiyle aynı çatı altında sürdürüyor, istihbarat birimlerinin tespitlerine göre de aynı şirketin yönetim kurulunda görev yapıyordu.

Kamuoyunda aslanlar gibi laiklik mücadelesi veren, tüm gücüyle Fethullah Gülen’e yüklenen Gülseven Yaşer’in tüm ilişkileri birer birer ortaya çıktıkça süngüsü düştü. Şimdi üçüncü sınıf televizyon kanallarında, gradosu düşmüş ekibiyle birlikte varolma savaşı veriyor.

Tabii bir de Türkiye’de faaliyet yürüten protestan misyonerlerin, Neo-con’cu Türkiye distribütörünü hatırlayalım. O da bir başka yazının konusu olacak.

Share:

More Posts

Send Us A Message