Meraklı Minik Kuş

Home » Türkçe » Basından » Köşe Yazıları » Meraklı Minik Kuş

Türkiye tuhaflıklar ülkesi. Köşesinde defalarca tekzip yemiş birisi hâlâ yazarım diye ortalarda dolaşabiliyor, köşesini muhafaza edebiliyor. Yüzlerce fakiri doyuracak ziyafetlerin sunulmasına yetecek kadar tazminat ödemeye mahkum oluyor; değişen bir şey yok. Kuşlar başta olmak üzere ağzı olan umum yaratıklarla köşesini dönüşümlü kullanıyor, bir Allah’ın kulu çıkıp, ‘bu ne biçim gazetecilik’ demiyor.

Çalıştığı gazetenin genel yayın yönetmeni, devre mülk köşede yayınlanan bir açık mektuba cevap verme ihtiyacı hissediyor ve sözünü ‘Karanlık siviller ve aydınlık askerler’ karşılaştırmasıyla tamamlıyor. Ve o yayın yönetmeni bunu yeterli sanıyor. Genelkurmay Başkanı’nın silahlı kuvvetleri yıpratacak, toplumun güvenini yitirmesine sebep olabilecek kadar Amerikancı olduğunu ima ediyor. Birinci ağızdan yapılan düzeltmeleri yok sayıp, bildiğini okumaya devam ediyor.

Bunlar sayıları gittikçe azalan, nesli tükenmek üzere olan bir tür. Çok iyi paslaşırlar, birinin hezeyanı diğerinin yazısının temelini oluşturur. Ertesi gün roller değişir, abileri küçük kardeşlerini dayanak göstererek kaleme sarılır. Basın tarihine ‘lanetli gazete’ olarak geçen marjinal gazetenin diğer gazetelerdeki sözcüsü gibi davranırlar. En önemli özellikleri hasetleridir. Azıcık yükseleni paçasından tutup aşağıya, yanlarına çekmek için uğraşırlar. Onların semtine yıllarca uğramayan başarının, başkalarına sürekli misafir olmasını hazmedemezler. Hazırda tuttukları ve sadece kendilerinin inandığı komplolarla öne çıkanları karalarlar.

Bugünlerde yine kafayı Fethullah Gülen’e takmışlar. Abi ortalıyor, minik kuş röveşataya kalkıyor. Fakat ne yazık tribünlerden bekledikleri desteği alamıyorlar. Onca karalama çabasına, yalana ve iftiraya rağmen Fethullah Gülen Hocaefendi’nin toplumdaki yeri sarsılmıyor. Daha çok insan onu dinliyor, tavsiyelerini yerine getirmek, bu ülkenin makus talihini değiştirebilecek eğitim hamlelerine omuz vermek için sıraya giriyor. Tek sermayesi Anadolu insanına duyduğu güven olan bir insan, sesini en ücra kasabalara kadar duyurabiliyor. Dayanışma ve kendine güvenle bu halkın çok büyük şeyler yapabileceğine toplumu inandırıyor. Sonuç ortada.

Bizim söyleyeceklerimize kulağının tıkalı olduğunu bildiğim halde, devre mülk köşe yazarına samimi bir teklifte bulunacağım. Eskiden haberciydin, gazeteciydin. Yeniden o günleri hatırlamaya ne dersin. Hadi uçaktan korktuğun için yurtdışına gidip Fethullah Gülen’i sevenlerin neler yaptığını görme şansın yok. Sokağa çıkmaktan da korkmuyorsun ya! Çık sokağa ve karalamaya çalıştığın insanların Anadolu’nun en ücra köşelerinde neleri başardığını gör. Hasedine yenilip daha saldırganlaşma tehlikesini barındırmakla beraber, objektif bir bakışla yanıldığını görebilir, çok zorlandığın özrü bile dileyebilirsin!

Demokratik gelenekleri hiçe sayıp oy verenleri küçümsüyorsunuz, peki zamanı ve parasını belirli idealler uğruna harcayanları nasıl açıklıyorsunuz? Beynini, birikimini ve sermayesini masaya koyanlar, elini taşın altına sokup risk üstlenenler bile gözünüzü açmıyor mu? Kaz garantiye alınmadan, tavuğun gözden çıkarılmadığı zamanımızda bu kadar insanı aptal mı sanıyorsunuz?

Genelkurmay Başkanı Hilmi Özkök’ü görevli gittiği ABD’de bazı hassasiyetleri kaybetmekle suçlamıştınız. Şayet yaşanılan toprağın insanı değiştirmesi mümkün olsaydı, onlarca yıldır yer işgal ettiğiniz bu güzel ülkeden size bazı şeylerin sirayet etmesi gerekirdi. Atalar, boşuna ‘yel kayadan ne götürür’ dememiş, siz bugüne kadar Türk halkının kanaatlerini değiştirmeyi başaramadınız. Bundan sonra söyleyecekleriniz de hava kirliliğinden öte anlam taşımayacak.

Kim bu yazar diye merak edecek okuyucuya not: Merakınıza değecek biri değil, isim zikredip kaale alındığı zehabına kaptırmayalım.

Share:

More Posts

Send Us A Message