Algı manipülasyonu ile Bireyin zihnindeki “iyi, doğru, güzel” gibi kavramlar “yanlış, tehlikeli, kötü” gibi kavramlarla yer değiştirir. Bunun en tipik örneğini 11 Eylül saldırıları sonrası yaşadık. Son aylarda ülkemizde bazı sivil toplum kuruluşları hakkında oluşturulan algı operasyonları da benzer bir amacı taşımaktadır.
Gün geçmiyor ki ülkemiz, kişilerin ve kurumların itibarını yerle bir eden yalan haberlerle sarsılmasın. Son yıllarda daha da artan bu süreç birçok kişinin kafasında ciddi soru işaretleri oluşturmaya devam ediyor. Muhalif kişi ve kurumların hedef alınması ve onların itibarsızlaştırılması için her yolun mübah olduğu bir dönemdeyiz. Farklı düşünenleri yok etme hedefi ile ortaya çıkarılan “linç” kampanyaları ise durumun çok vahim olduğunu göstermeye yetiyor. Özellikle adına “haber” diyerek her türlü yalan ve iftiranın çekinmeden ortaya atılması ise kişileri dehşete düşürürken gelecek adına da bir o kadar endişeleri artırmaktadır. Masumiyet, adalet, saygı, anlayış, başkalarını kabul gibi kavramları temsil edenlerin “sıfırlanması” riski artmaktadır.
Algı nedir?
İngilizce karşılığı “perception” olan bu kelime son yıllarda daha çok kullanılmaya başlandı. Psikolojik savaş ve kara propagandanın bir sonucu olarak ise farklı “algı operasyonları” ortaya konmaya başlandı. Bireyin zihninde mevcut bulunan “iyi, doğru, güzel” gibi kavramların algı manipülasyonu ile “yanlış, tehlikeli, kötü” gibi kavramlarla yer değiştirilmesi sağlanmaktadır. Bunun en tipik örneğini 11 Eylül saldırıları sonrası yaşadık. Dünyadaki Müslüman imajı birden bire maalesef “terörist” kelimesi ile birlikte geçmeye başladı. Hazreti Muhammed (sas) ile ilgili ortaya çıkan karikatürler de benzer bir amacı taşımaktaydı. Burada hiç alakası olmayan gerçeklerden çok uzak bazı görseller ve yazımlarla hedef kişinin itibarsızlaştırılması, aşağılanması ve kişiler nezdinde değersizleştirilmesi hedefi vardı. Son aylarda ise IŞİD sayesinde Müslümanlar kafa kesen, tecavüz eden yağmalayan canavarlar olarak gösterilmeye çalışıldı. Sembol olarak dine ait mesajlar içeren bayrak, mühür, kıyafet, sakal gibi işaretlerle poz veren kişiler sözde din adına dine ne kadar zarar verdiklerinin farkında olarak poz vermeye başladılar. Bu türlü odakların gerisinde gizli servislerin, “think tank” kuruluşlarının ve illegal oluşumların olduğunu söylemek çok zor değil. Özellikle bir savaş aracı olarak kullanılan “algı operasyonları” günümüzde iyi niyetli ve masum insanlar için ciddi riskler taşımaktadır.
Son aylarda ülkemizde bazı sivil toplum kuruluşları hakkında oluşturulan algı operasyonları benzer bir amacı taşımaktadır. İyi olarak bilinen, güvenilen ve değer verilen kişi ve kurumların itibarsızlaştırılmasında bu etik dışı yöntem kullanılmaya devam etmektedir. Maalesef ülkemizde on yıllardır kendini “iyilik hareketi”, “insanlık için hizmet”, “eğitim gönüllüleri”, “Türkiye sevdalıları” olarak ispat etmiş kişi ve kurumlara karşı saldırılar yapılmaktadır. Bu saldırılar yapılırken bazı medya kurumları başta olmak üzere yalan, iftira, hakaret de dâhil olmak üzere her türlü gayri ahlaki yöntem kullanılmaktadır. Bu durum, halkın gönlünde taht kurmuş, kabullenilmiş ve değişmez ahlaki ilkelerle desteklenen bir harekete karşı yapılan “algı operasyonu” olup gerisinde gizli odakların olduğu şüphesizdir. Bu ülkede ve bütün dünyadaki Müslümanların hatta Müslüman olmayanların bile desteklediği bu harekete karşı yapılan bu psikolojik manipülasyon fark edilmeli ve herkesin bu konuda dikkatli olması gerekmektedir.
Algı operasyonları hangi şartlarda daha etkili olur?
Kitleleri harekete geçirmek veya yönlendirmek için kullanılan “algı operasyonları” bazı şartlarda çok daha etkili olur. Bunların başında kişinin ve toplumların kendisini tehlikede hissettiği dönemler gelir. Çünkü bu dönemlerde tehdit algısı ile birlikte ortaya atılan söylemler çok tesir eder. Duygusal sistemin harekete geçirilmesi algı operasyonlarında olmazsa olmaz bir amaçtır. Beyindeki duygusal merkez harekete geçince, akıl ve düşünce sistemi büyük oranda devre dışı kalır. Akıl sistemi devre dışı kalınca kişi amaca uygun bir şekilde inanır, inandırılır ve yönlendirilir. En etkili algı operasyonlarının “tehdit algısı” üzerine kurulduğunu görürüz. Yukarıda verdiğim örneklerde 11 Eylül Amerika’nın varlığına bir tehdit görüldü. Sonuçta Amerikan halkı kendilerini oturdukları evlerinde bile tehlikede hissetti ve yönetimin aldığı kararları çoğunlukla destekledi.
Algı operasyonlarında halkın “korku”, “endişe”, “güvensizlik” ve “zarar görme” gibi duyguları harekete geçirilir. Bu süreçte birçok kişi düşünmeden söylenileni yapar. Panik halinde olan kişilerin amaçsız ve hedefsiz koşturmaları bunun tipik bir örneğidir. O esnada kim ne derse inanan ve çare arayan kişileri görürsünüz. Bu süreç algı operasyonu yapan kişilerin istediği bir süreçtir. Bu esnada geniş kitleler istenildiği gibi yönlendirilir. Provokatör kişiler de benzer bir teknik kullanarak kişilerin duygularını, değer verdikleri sembollerini, manevi değerlerini kullanarak manipülasyon yaparlar.
Algı operasyonunda kitle önemlidir
Özellikle bazı değerler kullanılarak yapılan operasyonların daha başarılı olduğunu görürsünüz. Burada görsellik çok önemli bir araçtır. Kişilerin önem verdiği, devlet, bayrak, ülke, millet, din gibi değerlere dönük görseller bu esnada etkili bir şekilde kullanılır. Bu görseller özellikle okumayan, hemen inanan, fikri altyapısı zayıf olan kitlelerde çok etkilidir. Sığ düşünen ve etkin olarak düşünmeden hareket eden kişilerde bunlar hemen duygusal sistemi harekete geçirir. Hemen heyecanlanan, hemen harekete geçen, hemen şiddete başvuran kitleler genelde bu özellikteki kişilerden oluşur. Okuyan, ilmi altyapısı olan, bilgili, kültürlü, düşünen kitleler algı operasyonlarından kolay kolay etkilenmez. Maalesef toplumumuzda okumayan, tepkisel, fevri, müteheyyiç insanların sayısı az değil. Bu durumda ülkemizde ortaya konan algı operasyonlarının tutması daha kolay olmaktadır. Kolaylıkla birileri ötekileştirilerek toplumda linç edilmeye başlanabilir. Bunun kötü örneklerini 12 Eylül’den önce, Madımak’ta ve birçok yerde geçmişte gördük.
Son aylarda ülkemizde “paralel düşmanların” oluşturulması ve devlet içinde sanki ülkeyi yok edecek bir tehdit gibi birçok yalan ve iftira ile kampanya başlatılması da bunun en tipik örneğini teşkil etmiştir. Milletin değer verdiği kişi ve kurumlara karşı yapılan bu insafsızca saldırılarda kişilerin algısını değiştirme planı yatmaktadır. Sadece görevini yapan polislerin bile hain ilan edilmesi ve bu durumun sanki ülke menfaatine yapılan bir iş gibi sunulması bu operasyonların ne kadar kirli emeller taşıdığının farklı bir göstergesidir. Hizmet Hareketi’ne karşı söylenen “darbe”, “paralel”, “haşhaşi”, “virüs”, “in” gibi söylemler onlarla hiç alakası olmamasına rağmen ısrarla kullanılmıştır. Türkiye’ye tehdit gibi sunulan bu algı söylemlerinde düşünmeden hareket eden, sığ ve okumayan kitleler hedef alınmış ve onların algısı değiştirilmeye çalışılmıştır.
Bu operasyonlarda unutulan şey insanın vicdanı ve aklıdır. Duyguları ile hareket eden kişiler bile bir gün durup insaflıca düşündüklerinde ne kadar ciddi bir hata yaptıklarını fark edeceklerdir. Çünkü kullanılan söylemlerle hiç alakası olmayan ülke ve vatan sevdalısı bu gönüllülerin yaptıkları, kıtaları aşarak bütün dünyaya yayılmıştır. Algı operasyonu yapmaya çalışanlar unutmasınlar ki duygular geçicidir ama akıl ve vicdanın hükümleri kalıcıdır. Düşünen ve vicdanını kullanan hiç kimsenin bu algı oyununa gelmeyeceğini bilmeleri gerekir. Geçici olarak muvaffak olsalar da bu süreç okuyan, düşünen, araştıran, düşünmeden hareket etmeyen kişilerin sağduyusu ve sayılarının artması ile hedefine ulaşamayacaktır.
Kaynak: http://www.zaman.com.tr/yorum_algi-operasyonlarina-psikososyal-bakis_2238229.html








