Erdoğan’ın İl Başkanları toplantısındaki konuşmasından: “AK Parti’ye oy verdiler, başlarına musibet geldi diyor bir terbiyesiz. Şu lâfa bak ya, yani hâkimi mutlak olan Allah’ın iradesini kendinde görecek kadar aşağılık birisi. Bunlar ne akılsız adamlar ya, bunlar densiz adamlar ya. Ellerinde kalem, çalakalem gidiyorlar; böyle bir anlayış olabilir mi? Ama zihniyet bu, anlayışları bu. Ne olacak, bütün mesele kılavuzu karga olan meselesi. Kargaya da hakaret etmeyelim, böyle bir durum var.”
Zaman’da Ali Ünal’ın Soma faciasını, zulme boyun eğilmesiyle bağdaştıran yazısına kızdınız. Peki bu “kılavuzu karga olanın” hikâyesi ne? Gene Pensilvanya’yı işaret ediyor. Hem de “Kargaya hakaret etmeyelim” diyerek. Bu ne çirkin üslûp!
Bir diyeceğim var: Siyasetçi koltuğunu bırakınca, efsunlanmış gibi görünen kitleler kendine gelir, hataları daha büyük bir berraklık içinde görmeye başlar. Zulmetmişse, yolsuzluk yapmışsa, hoşgörüsüz davranmışsa, ülkeyi kutuplaştırmışsa, bunlar bir bir sayılır, dökülür; tarih kitaplarında yerini alır. Sadrazam Mahmut Nedim Paşa gibi.
Ama, Said Nursi, Mehmet Zahid Kotku, Süleyman Hilmi Tunahan, Kenan Rıfai gibi din âlimleri, dilden dile, gönülden gönüle taşınır ve sevgiyle yâd edilir. Onlara zulüm edenler de daima lânetlenir. İnanmıyorsanız tarih kitaplarına bakın. Bu söylediklerim, ayni ile vakidir.








